Türkiye'ye kaçırlan veya Türkiye'de alı konulan çocuk nasıl Hollanda'ya getirilir?

Türkiye'ye Kaçırılan veya Türkiye'de Alıkonulan Çocuk Hollanda'ya Nasıl Getirilir?

Kategori: Aile Hukuku · Uluslararası Çocuk Hukuku Son güncelleme: Mayıs 2026 Okuma süresi: ~14 dakika Kapsam: Hollanda · Türkiye · Lahey Sözleşmesi

Çocuğunuzun diğer ebeveyn tarafından izinsiz Türkiye'ye götürüldüğünü ya da tatil veya ziyaret gerekçesiyle giden çocuğunuzun geri dönmediğini öğrenmek, bir ebeveynin yaşayabileceği en ağır anlık krizlerden biridir. Bu durumda paniğe kapılmak, yanlış adımlar atmak ve değerli zamanı kaybetmek son derece kolaydır. Oysa her geçen gün, hem hukuki süreçleri hem de pratik sonuçları olumsuz etkiler.

Hollanda ile Türkiye'nin her ikisi de 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi'ne taraf olduğundan, bu davalar için işleyen, somut bir uluslararası hukuki mekanizma mevcuttur. Bu yazıda o mekanizmanın nasıl çalıştığını, nereden ve nasıl başvurulacağını, Türkiye'deki dava sürecini, karşılaşılabilecek ret nedenlerini ve tüm bu süreçte yapılmaması gerekenleri adım adım ele alıyoruz.

İçindekiler

  1. Temel Hukuki Çerçeve: Lahey Sözleşmesi ve Türkiye'deki Uygulaması

  2. Hangi Durumlar Bu Mekanizmanın Kapsamına Girer?

  3. "Mutad Mesken" Kavramı: Davanın Temel Taşı

  4. Zaman Çok Kritik: Neden Derhal Harekete Geçmek Gerekir?

  5. Hollanda'dan Başvuru: İlk Adım Nereden Atılır?

  6. Türkiye'deki Hukuki Süreç: Merkezi Makam ve Aile Mahkemesi

  7. İade Talebinin Reddedilebileceği Haller

  8. Türkiye'de Paralel Velayet Davası Açılması Riski

  9. Çocuğun Pasaportu ve Seyahat Yasağı

  10. Arabuluculuk Seçeneği

  11. Adım Adım Yol Haritası

  12. Yapılmaması Gerekenler

  13. Sık Sorulan Sorular

1. Temel Hukuki Çerçeve: Lahey Sözleşmesi ve Türkiye'deki Uygulaması

25 Ekim 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi, çocukların uluslararası alanda ebeveynleri tarafından kaçırılmasına ya da alıkonulmasına karşı geliştirilen ve bugün 100'den fazla devletin taraf olduğu en kapsamlı çok taraflı antlaşmadır.

Sözleşmenin temel amacı, velayet hakkı ihlal edilerek başka bir ülkeye götürülen ya da orada alıkonulan çocuğun derhal mutad meskenine (alışılmış yaşam ortamına) iade edilmesini sağlamaktır. Sözleşme, velayet uyuşmazlıklarını çözmez; yalnızca çocuğu hızla yerine geri gönderir ve asıl velayet meselesinin çocuğun yaşadığı ülkenin mahkemelerinde görülmesini temin eder.

Türkiye bu sözleşmeye 2000 yılında katılmıştır. Hollanda ise sözleşmenin kurucu devletlerinden biridir. Dolayısıyla Hollanda'dan Türkiye'ye gerçekleştirilen her çocuk kaçırmasında sözleşmenin mekanizması hukuki olarak işler.

Türkiye'de sözleşmenin uygulanmasını sağlamak amacıyla 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun 22 Kasım 2007 tarihinde kabul edilmiş ve yürürlüğe girmiştir. Bu kanun, Türkiye'deki Merkezi Makam'ı, görevli mahkemeyi ve tüm usul kurallarını belirler. Türkiye'de Merkezi Makam sıfatını Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü üstlenmiştir.

2. Hangi Durumlar Bu Mekanizmanın Kapsamına Girer?

Lahey Sözleşmesi mekanizmasının işleyebilmesi için şu koşulların birlikte sağlanması gerekir:

  • Çocuğun 16 yaşından küçük olması. Sözleşme yalnızca 16 yaşını doldurmamış çocuklar için uygulanır; çocuk 16 yaşına geldiğinde iade prosedürü sona erer.

  • Her iki ülkenin de sözleşmeye taraf olması. Türkiye ve Hollanda her ikisi de sözleşme tarafı olduğundan bu koşul sağlanmaktadır.

  • Çocuğun mutad meskeninin Hollanda'da olması. Götürme ya da alıkoyma eyleminden hemen önce çocuğun sürekli ve fiilen yaşadığı ülkenin Hollanda olması gerekir.

  • Yer değiştirmenin veya alıkoymanın haksız (hukuka aykırı) nitelik taşıması. Bu, mevcut velayet ya da şahsi ilişki düzenlemesini ihlal eden bir eylemle gerçekleştirilmiş olması anlamına gelir.

"Haksız götürme" ya da "haksız alıkoyma" sadece gece yarısı firar senaryolarıyla sınırlı değildir. Sözleşmenin uygulama alanı daha geniştir:

  • Diğer ebeveynin açık rızası ya da mahkeme izni olmaksızın çocuğun yurt dışına çıkarılması,

  • Tatil, düğün, cenaze gibi gerekçelerle Türkiye'ye giden çocuğun belirtilen tarihte geri getirilmemesi,

  • Kişisel ilişki (görüş hakkı) kullanım süresinin sona ermesine rağmen çocuğun iade edilmemesi,

  • Ortak velayetin bulunduğu bir durumda eşin rızası alınmaksızın çocuğun yurt dışına götürülmesi

bu mekanizma kapsamında değerlendirilebilir.

3. "Mutad Mesken" Kavramı: Davanın Temel Taşı

Lahey Sözleşmesi'nde en belirleyici kavramlardan biri mutad meskendir. Sözleşme bu terimi kasıtlı olarak tanımlamadan bırakmış; belirlenmesini mahkemelere ve taraf devletlerin içtihatlarına bırakmıştır.

Türk mahkemelerinin yerleşik uygulamasına göre mutad mesken; çocuğun yer değiştirme eyleminden hemen önceki dönemde fiilen ve sürekli yaşadığı, sosyal ilişkiler kurduğu, okula gittiği, sağlık hizmetlerine eriştiği yer olarak tanımlanmaktadır. Yani çocuğun pasaportunun düzenlendiği ülke değil, somut yaşam merkezi esas alınır.

Hollanda'da doğmuş, okula gitmiş, büyümüş bir çocuk için mutad meskenin Hollanda olduğu kural olarak tartışmasızdır. Ancak bazı durumlarda —örneğin ailenin son yıllarda her iki ülke arasında mekik dokuduğu ya da çocuğun Türkiye'de uzun süre kaldığı hallerde— karşı taraf mutad meskenin Türkiye olduğunu ileri sürebilir. Bu tür olgusal tartışmalar için delil toplanması ve hukuki danışmanlık alınması kritik önem taşır.

4. Zaman Çok Kritik: Neden Derhal Harekete Geçmek Gerekir?

Uluslararası çocuk iade davalarında zaman faktörü, davanın hem hukuki hem de fiili sonucunu doğrudan belirler.

Bir yıllık kural (Sözleşme m.12/2): Çocuğun götürülmesinden veya alıkonulmasından itibaren bir yıl geçmeden iade başvurusu yapılmışsa, mahkeme çocuğun derhal iadesine karar vermek zorundadır. Bir yıl geçmişse mahkeme, çocuğun yeni ortamına uyum sağlayıp sağlamadığını araştırır ve bu durumun tespiti halinde iadeden imtina edebilir.

Başka bir deyişle: bir yılı doldurmadan harekete geçmek, hem hukuki pozisyonunuzu güçlendirir hem de çocuğun Türkiye'de geçireceği süreyi minimize eder. Her geçen ay —ve özellikle okul kaydı, sağlık belgesi, sosyal çevre gibi olgular— karşı tarafın "çocuk Türkiye'ye uyum sağladı" argümanını güçlendirebilir.

5. Hollanda'dan Başvuru: İlk Adım Nereden Atılır?

Hollanda Merkezi Makamı: Centrale Autoriteit

Hollanda'da merkezi makam sıfatını Adalet ve Güvenlik Bakanlığı (Ministerie van Justitie en Veiligheid) bünyesindeki Centrale Autoriteit Internationale Kinderaangelegenheden üstlenmektedir. Bu kurumla irtibata geçmek için Uluslararası Çocuk Kaçırma Merkezi (Centrum IKO — kinderontvoering.org) da önemli bir başlangıç noktasıdır; merkez ücretsiz bilgi ve yönlendirme sunmakta, arabuluculuk hizmetleri de sağlamaktadır.

Hollanda'daki resmi iade başvurusu bu makama yapılır. Başvuru için avukat tutma zorunluluğu yoktur; ancak sürecin hukuki boyutları göz önünde bulundurulduğunda, özellikle Türkiye'deki yargı aşaması için hem Türkiye hem de Hollanda'da deneyimli bir aile hukuku avukatıyla çalışmak son derece önerilir.

Başvuruda İstenen Belgeler

Başvuru dilekçesinde ya da ekinde şunların bulunması beklenir:

  • Çocuğun kimlik bilgileri ve fotoğrafı

  • Başvuranın kimlik bilgileri ve çocukla ilişkisi

  • Yer değiştirmenin ya da alıkoymanın haksız olduğuna ilişkin açıklama ve mevcut belgeler

  • Çocuğun mutad meskeninin Hollanda olduğuna dair destekleyici kanıtlar (okul belgesi, doktor kayıtları, kira/tapu, vb.)

  • Mevcut velayet kararı ya da taraflar arasındaki anlaşma belgesi

  • Çocuğun ya da alıkoyan kişinin Türkiye'deki adresine ilişkin bilinen bilgiler

Hollanda Merkezi Makamı başvuruyu alır, değerlendirir ve Türkiye Merkezi Makamı'na (Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü) iletir.

ℹ️ Türkiye Merkezi Makamı İletişim Bilgileri: Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Mustafa Kemal Mah. 2151. Cad. No:34/A Söğütözü, ANKARA Tel: +90 312 218 78 01 E-posta: uhdigm@adalet.gov.tr

6. Türkiye'deki Hukuki Süreç: Merkezi Makam ve Aile Mahkemesi

Merkezi Makam Aşaması

Türkiye Merkezi Makamı başvuruyu alınca, mahalli Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla harekete geçer. Başsavcılık; çocuğun Türkiye'deki yerini tespit etmek, çocuğun menfaatlerini korumak amacıyla kolluk kuvvetlerini görevlendirmek ve öncelikle gönüllü iade ya da sulh yoluyla çözüm sağlamaya çalışmak görevlerini üstlenir.

Bu aşamada çocuğu alıkoyan ebeveyn rızayla çocuğu iade etmeye razı olursa, uzun yargı süreçleri yaşanmadan sorun çözüme kavuşabilir. Ancak pratik deneyim, çoğu vakada gönüllü iadenin gerçekleşmediğini göstermektedir.

Yargı Aşaması: Aile Mahkemesi

Gönüllü çözüm sağlanamazsa başvuran adına Cumhuriyet Başsavcılığı dava açar ya da başvuranın kendi avukatı aracılığıyla dava ikame edilir. 5717 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca:

  • Görevli mahkeme: Aile mahkemesi; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi.

  • Yetkili mahkeme: Çocuğun Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesi.

Bu dava bir velayet davası değildir. Mahkemenin görevi yalnızca şunu belirlemektir: Çocuğun Hollanda'dan Türkiye'ye götürülmesi ya da burada alıkonulması, Lahey Sözleşmesi kapsamında haksız bir eylem midir? Evet ise iade kararı verilir. Mahkeme bu süreçte velayet hakkının kime verilmesi gerektiğini tartmaz; bu mesele Hollanda mahkemelerinin yetki alanındadır.

Türkiye mahkemelerinden verilen iade kararı, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonuyla icra edilir; çocuğu alıkoyan kişi bulunmasa dahi kararın yerine getirilmesinden kaçınılamaz (5717 s.K. m. ilgili hükümleri).

7. İade Talebinin Reddedilebileceği Haller

Lahey Sözleşmesi'nde kural, çocuğun derhal iadesini emreder. Ancak sözleşmenin 12., 13. ve 20. maddeleri, istisnai ve dar yorumlanan bazı ret gerekçeleri öngörür. Bu ret gerekçeleri karşı tarafın başvurabileceği savunmalardır; dar yorumlanmaları gerektiği hem sözleşme metni hem de uluslararası içtihat tarafından açıkça vurgulanmaktadır.

1. Bir Yılı Aşan Süre ve Uyum (m.12/2): Götürme ya da alıkoymadan bu yana bir yıldan fazla zaman geçmişse ve çocuğun yeni ortamına (Türkiye'ye) uyum sağladığı tespit edilirse iade reddedilebilir. Bu gerekçe kesin ret değil, mahkemenin takdir yetkisi kapsamındadır; davacı, uyumun gerçekleşmediğini ya da süre içinde başvuruda bulunulduğunu kanıtlayabilir.

2. Rıza veya Sonraki Kabul (m.13/1-a): Çocuğu geri kalan ebeveynin yer değiştirmeye önceden rıza göstermiş ya da daha sonra kabul etmiş olması halinde iade reddedilebilir. "Tamam Türkiye'ye git" diyen mesajlar, pasaport çıkarılmasına izin verilmesi ya da uzun süre sessiz kalınması bu gerekçe kapsamında değerlendirilebilir. Her iletişimin potansiyel delil değeri taşıdığını akılda tutmak gerekir.

3. Ağır Zarar Riski (m.13/1-b): İadenin çocuğu fiziksel ya da psikolojik ağır bir tehlikeye maruz bırakacağı ya da çocuğu tahammül edilemez bir duruma sokacağı kanıtlanırsa iade reddedilebilir. Bu gerekçe Türkiye'deki davalarda en sık öne sürülen ret savunmasıdır; ancak Yargıtay ve uluslararası içtihat bu gerekçenin somut, ciddi ve yeterli delille desteklenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Soyut, genel kaygılar bu standardı karşılamaz.

4. Çocuğun İtirazı (m.13/2): Yeterli olgunluğa ulaşmış bir çocuk iade edilmek istemediğini açıkça ifade ediyorsa mahkeme bunu dikkate alabilir. Çocuğun yaşı ve olgunluğu, mahkemece somut olayda değerlendirilir; görüş belirleyici olmakla birlikte tek başına kesin bir red sebebi oluşturmaz.

5. İnsan Hakları İlkeleriyle Çatışma (m.20): İadenin talep edilen devletin temel insan hakları ve özgürlük ilkeleriyle bağdaşmaması istisnai hallerde ret gerekçesi olabilir. Uygulamada son derece nadir başvurulan bir gerekçedir.

⚠️ Önemli Uyarı: Bu ret gerekçelerinin geniş yorumlanması, sözleşmenin amacını boşa çıkarır. Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, istisnai hükümlerin dar tutulmasını ve çocuğun üstün yararının kural olarak iadede yattığının kabul edilmesini gerektirir.

8. Türkiye'de Paralel Velayet Davası Açılması Riski

Pratikte karşılaşılan önemli bir sorun şudur: Çocuğu Türkiye'de alıkoyan ebeveyn çoğu zaman Türkiye'de ayrıca velayet davası açar. Bu durum, iade davasını karmaşık hale getirebilir.

Hukuki yanıt açıktır: 5717 sayılı Kanun ve Lahey Sözleşmesi uyarınca, iade davası görülürken Türk mahkemeleri velayet meselesinde karar veremez. Iade davası sonuçlanmadan açılan velayet davası bekletici mesele yapılmalıdır. Asıl velayet uyuşmazlığı Hollanda mahkemelerinin yetki alanındadır.

Buna rağmen zaman zaman Türk mahkemelerinin paralel velayet davalarında usule aykırı kararlar verdiği görülmektedir. Bu riskin farkında olmak ve Türkiye'deki avukatın olası bir velayet kararına karşı gerekli itirazları zamanında yapmasını sağlamak kritik önem taşır.

9. Çocuğun Pasaportu ve Seyahat Yasağı

Lahey Sözleşmesi kapsamındaki bir iade davası süresince mahkemeden çocuk için seyahat yasağı talep edilebilir. Bu tedbir kararı alındığında çocuğun pasaportu iptal edilebilir ya da pasaport işlemleri dondurulabilir; çocuğun ülke dışına çıkması engellenir.

Hollanda tarafında da alınabilecek önlemler mevcuttur. Hollanda Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla çocuğun Hollanda pasaportunun iptali veya yenisinin çıkarılmaması için gerekli işlemler başlatılabilir. Türkiye'deki yerel savcılık da çocuğun pasaportuna tedbir şerhi konulması talebini yetkililer nezdinde işleme alabilir.

10. Arabuluculuk Seçeneği

Lahey Sözleşmesi mekanizması yargısal bir çözümü zorunlu kılmaz; taraflar her aşamada arabuluculuğa başvurabilir. Hollanda'da Centrum IKO bünyesindeki Arabuluculuk Bürosu (Mediation Bureau), sınır ötesi arabuluculuk hizmetleri sunmaktadır. Bu yol, özellikle:

  • Tarafların uzun vadeli ebeveynlik ilişkisini sürdürmek zorunda olduğu,

  • Çocuğun her iki ebeveynle de yakın ilişkisinin korunmasının önem taşıdığı,

  • Yargı sürecinin masraf ve stresinden kaçınılmak istendiği

durumlarda değerlendirilebilir.

Arabuluculuk sürecinde uzlaşı sağlanması halinde varılan anlaşma, hem Hollanda hem de Türkiye'de hukuki geçerlilik kazandırılabilir.

11. Adım Adım Yol Haritası

Adım 1 — Derhal harekete geçin ve belgeleri güvence altına alın Çocuğun götürüldüğünü ya da alıkonulduğunu öğrenir öğrenmez sakinleyin ve kayıtlara geçecek her şeyi belgeleyin. Çocuğun Hollanda'da yaşadığını kanıtlayan belgeler (okul kaydı, doktor kartı, kira sözleşmesi, aile fotoğrafları), varsa velayet kararı veya anlaşması, son iletişim kayıtları ve çocuğun Türkiye'deki muhtemel adresine ilişkin bilgiler ivedilikle bir araya getirilmelidir.

Adım 2 — Centrum IKO'ya veya Hollanda Merkezi Makamı'na başvurun kinderontvoering.org adresinden ya da telefon yoluyla Centrum IKO'ya ulaşın. Merkez size ücretsiz ilk yönlendirmeyi sağlar ve gerekli başvuru formları ile süreci anlatır. Hollanda Merkezi Makamı'na resmi başvuru yapın.

Adım 3 — Türkiye'de deneyimli bir avukat tutun Türkiye'deki iade davası için Lahey Sözleşmesi uygulamasında deneyimli bir aile hukuku avukatından destek alın. Türkiye'deki yargı süreci, yerel hukuk bilgisi ve Türk mahkemelerindeki pratik deneyim gerektirir.

Adım 4 — Çocuğa seyahat yasağı konulması için başvurun Avukatınız aracılığıyla Türkiye'deki yetkili mahkemeden çocuğun pasaportuna tedbir konulması talep edin. Hollanda tarafında da gerekli pasaport önlemlerini alın.

Adım 5 — Türkiye'deki iade davasını takip edin 5717 sayılı Kanun kapsamında açılan dava hızlı yargılama usulüne tabidir. Türkiye'deki avukatınızla sürekli iletişim halinde olun; duruşma tarihleri, bilirkişi süreçleri ve kararın icrası konusunda bilgi akışını sağlayın.

Adım 6 — Hollanda'da velayet davasını güncel tutun Çocuğun Hollanda'ya dönmesinin ardından ya da süreç içinde, Hollanda mahkemesinde velayet kararının güncellenmesi veya pekiştirilmesi için gerekli adımları atın. İleride benzer durumun yaşanmaması için alınabilecek hukuki önlemleri (pasaport kısıtlaması, seyahat izni düzenlemesi vb.) avukatınızla değerlendirin.

12. Yapılmaması Gerekenler

Bu süreçte yapılan bazı hatalar, hem hukuki pozisyonunuzu zayıflatır hem de çocuğunuzu risk altına sokabilir.

Öfke ile hareket etmek: Sosyal medyada çocuğun kaçırıldığını duyurmak, karşı tarafı tehdit etmek ya da şiddet içeren eylemler hem hukuki sürecine zarar verir hem de cezai riskler doğurabilir.

Kendiniz Türkiye'ye gidip çocuğu "geri almaya" çalışmak: Bu eylem Türkiye'de suç oluşturabilir, sizi Türkiye'de gözaltı riskiyle karşı karşıya bırakabilir ve asıl iade sürecini sekteye uğratabilir.

Rıza gösterdiğinize işaret eden mesaj ya da beyan vermek: "Tamam, orada bir süre daha kal" içerikli herhangi bir mesaj karşı tarafın avukatı tarafından rıza delili olarak mahkemeye sunulabilir.

Bir yıl beklemek: Bir yıllık sürenin dolması, "uyum" gerekçesiyle iadenin reddine zemin hazırlar. Zaman kaybetmeden başvuru yapılması şarttır.

Yalnızca Hollanda'da dava açmak: Hollanda mahkemesinin velayet kararı, Türkiye'de tenfiz edilmeden Türk yetkilileri için bağlayıcı olmaz. Sürecin Türkiye ayağı ayrıca ve ivedilikle yürütülmelidir.

13. Sık Sorulan Sorular

Çocuğumun nerede olduğunu bilmiyorum. Başvuru yapabilir miyim? Evet. Türkiye Merkezi Makamı, başvurunun ardından mahalli savcılık ve kolluk kuvvetleri aracılığıyla çocuğun yerini tespit etmekle yükümlüdür. Bilinen son adres, akraba bilgileri veya sosyal medya kayıtları gibi her türlü ipucu başvuruya eklenmelidir.

Çocuğumun Türk vatandaşlığı da var. Bu durumu etkiler mi? Çocuğun Türk vatandaşlığına sahip olması, Lahey Sözleşmesi uygulamasını engellemez. Türkiye, uluslararası sözleşme yükümlülükleri kapsamında çocuğun milliyetine bakılmaksızın iade kararı verebilir. Ancak bazı davalarda karşı taraf çift vatandaşlığı bir savunma argümanı olarak öne sürebileceğinden avukatınızın bu konuda hazırlıklı olması gerekir.

Mahkeme iade kararı verdikten sonra karşı taraf çocuğu teslim etmezse ne olur? 5717 sayılı Kanun kapsamında verilen iade kararı, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonuyla ve gerekirse kolluk kuvvetleri aracılığıyla zorla icra edilebilir. Karşı tarafın bulunmaması kararın infazını durdurmaz.

Türkiye'de bir velayet kararı çıktığını öğrendim. Bu iade davamı etkiler mi? Türk mahkemesinin Lahey Sözleşmesi sürecini göz ardı ederek verdiği velayet kararı Hollanda'da tanınmaz ve iade davası üzerinde doğrudan hukuki etkisi yoktur. Ancak bu tür kararlar pratikte süreci güçleştirebilir; Türkiye'deki avukatınızın bu karara itiraz etmesi ve iade davasının öncelikle sonuçlandırılması için mahkeme nezdinde gerekli adımları atması şarttır.

Çocuğu Türkiye'de bırakmak zorunda kaldıysam ve artık iade talebinde bulunmak istiyorsam, bir yılı geçtiyse ne yapabilirim? Bir yıl geçmiş olsa bile Hollanda'da yeniden hukuki danışmanlık alarak durumu değerlendirin. Hâlâ Lahey başvurusu yapılabilir; ancak mahkeme "çocuğun yeni ortamına uyum sağlayıp sağlamadığını" inceleyecektir. Bununla birlikte Hollanda mahkemesinde velayet davası açılarak çocuğun Hollanda'ya dönmesi doğrultusunda karar alınması ve bu kararın Türkiye'de tenfiz edilmesi gibi alternatif yollar da mevcuttur.

Yasal Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her olayın kendine özgü koşulları bulunmakta olup somut durumunuz için mutlaka alanında uzman bir avukattan hukuki danışmanlık alınması önerilir. Kanun metinleri, uluslararası sözleşme uygulamaları ve Yargıtay içtihatları yayın tarihinden sonra değişmiş olabilir.

ETİKETLER: uluslararası çocuk kaçırma, Lahey Sözleşmesi, çocuk iadesi, 5717 sayılı Kanun, Hollanda merkezi makam, kinderontvoering, Türkiye iade davası, mutad mesken, velayet ihlali, çocuk kaçırma Hollanda

KATEGORİ: Aile Hukuku / Uluslararası Çocuk Hukuku

Lawyer portrait photo

Bize ulaşın