
Ortaklığın giderilmesi -izalei şuyu davası nedir? Özellikleri nelerdir?
Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası Nedir? Özellikleri ve Süreci
Kategori: Gayrimenkul Hukuku · Miras Hukuku Son güncelleme: Mayıs 2026 Okuma süresi: ~14 dakika
Miras yoluyla defalarca el değiştirmiş hisseli bir taşınmaz; üzerinde anlaşamayan ortaklar; yıllarca çözümsüz kalan "ne yapalım bu evi?" sorusu. Türkiye'de milyonlarca taşınmazı etkileyen bu tablo, hukuki bir tıkanıklığın değil, doğru araçların bilinmemesinin ürünüdür. Ortaklığın giderilmesi davası —eski adıyla izale-i şuyu— bu tıkanıklığı çözmeye yarayan en temel gayrimenkul hukuku araçlarından biridir. Bu yazıda davayı tüm teknik özellikleriyle, 2026 yılı itibarıyla güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları ışığında ele alıyoruz.
İçindekiler
İzale-i Şuyu Nedir? Hukuki Niteliği
Paylı Mülkiyet ve Elbirliği Mülkiyeti: Temel Ayrım
Davanın Tarafları: Kim Açabilir, Kime Karşı Açılır?
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Zorunlu Arabuluculuk Şartı (7445 Sayılı Kanun)
Davanın İki Sonucu: Aynen Taksim ve Satış Yoluyla Taksim
Satış Süreci: Nasıl Gerçekleşir?
Muhdesat Sorunu: Üzerine Bina Yapılmış Taşınmazlar
Önalım (Şufa) Hakkı ve İzale-i Şuyu İlişkisi
Yargılama Giderleri ve Harçlar
Davayı Engelleyen veya Durduran Haller
Adım Adım Yol Haritası
Sık Sorulan Sorular
1. İzale-i Şuyu Nedir? Hukuki Niteliği
"İzale-i şuyu" Arapça kökenli bir hukuk terimi olup "ortaklığın giderilmesi" ya da "paydaşlığın sona erdirilmesi" anlamına gelir. Uygulamada aynı anlama gelen "şuyuun giderilmesi" ve "paydaşlığın giderilmesi" kavramları da kullanılmaktadır.
Hukuki açıdan tanımlamak gerekirse: izale-i şuyu davası, paylı mülkiyet (hisseli tapu) veya elbirliği mülkiyeti (miras ortaklığı) altında birden fazla kişiye ait olan taşınır ya da taşınmaz malların üzerindeki ortak mülkiyet ilişkisini sona erdirerek her paydaşın bireysel mülkiyet hakkına kavuşmasını sağlayan yenilik doğurucu (inşai) bir dava türüdür.
Davanın yenilik doğurucu niteliği son derece önemlidir: Mahkeme kararı, mevcut hukuki durumu tespit etmekle kalmaz, yeni bir hukuki durum yaratır. Ortaklık ilişkisi mahkeme kararıyla ortadan kalkar ve yerine bireysel mülkiyet geçer. Bu nedenle dava sonucunda "kazanan" veya "kaybeden" taraftan söz edilemez; tüm paydaşlar davadan aynı ölçüde etkilenir.
Davanın hukuki dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 698 ile 703. maddeleri arasındaki hükümlerdir. Usul hukuku boyutunda ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. ve 12. maddeleri ile İcra ve İflas Kanunu'nun satış sürecine ilişkin düzenlemeleri uygulanır.
"Ortaklığın giderilmesi davası, paylı mülkiyette paydaşlardan birinin tek taraflı iradesi ile açılabilen, yenilik doğurucu bir dava türüdür." — Yargıtay 14. Hukuk Dairesi
2. Paylı Mülkiyet ve Elbirliği Mülkiyeti: Temel Ayrım
İzale-i şuyu davası her iki mülkiyet biçiminde de açılabilir; ancak bu iki yapı arasındaki farkı anlamak, sürecin nasıl işleyeceğini kavramak için zorunludur.
Paylı Mülkiyet (Müşterek Mülkiyet)
Her ortağın taşınmaz üzerindeki payı belirlidir ve tapuya "1/3 hisse", "1/4 hisse" gibi oransal olarak işlenmiştir. Her paydaş kendi payı üzerinde —tapu kaydında görünen sınırlar dahilinde— tasarruf hakkına sahiptir. Örneğin kendi payını üçüncü bir kişiye satabilir. Bu durumda diğer paydaşlar, yasal önalım (şufa) hakkını kullanma imkânı bulur.
Elbirliği Mülkiyeti (İştirak Halinde Mülkiyet)
Miras yoluyla birden fazla kişiye kalan taşınmazlar bu kategoriye girer. Paylar belirli değildir; hiçbir mirasçı diğerlerinin rızası olmaksızın tek başına bir işlem yapamaz. Tapu kaydında "mirasçılar" ibaresi yer alır. Bu yapı, pratikte en fazla sorun yaratan mülkiyet biçimidir; çünkü mirasçı sayısı arttıkça uzlaşı sağlamak giderek zorlaşır.
Elbirliği mülkiyetinde izale-i şuyu davası açabilmek için önce —TMK m.644 uyarınca— elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi talep edilebilir. Daha doğrudan ve sık kullanılan yol ise doğrudan izale-i şuyu davası açmaktır; mahkeme bu dönüşümü yargılama sürecinde kendiliğinden sağlayabilir.
3. Davanın Tarafları: Kim Açabilir, Kime Karşı Açılır?
Davacı: Kim Dava Açabilir?
Türk Medeni Kanunu'nun 698. maddesi gereği her paydaş, pay oranına bakılmaksızın tek başına ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Yüzde elli hisseye sahip olan bir paydaş da, yüzde birlik en küçük hisseye sahip olan da aynı dava hakkına sahiptir. Diğer paydaşların rızasına ihtiyaç yoktur.
Bu ilke Yargıtay'ın yerleşik içtihadıyla da desteklenmektedir:
"Pay oranı ne olursa olsun, her paydaş ortaklığın giderilmesi davası açma hakkına sahiptir." — Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2018/2578, K.2019/1985, T.05.02.2019
Gerçek kişilerin yanı sıra belediyeler, vakıflar, şirketler gibi tüzel kişiler de paydaş sıfatıyla dava açabilir. Küçük veya kısıtlı kişiler adına veli ya da vasi davayı yürütür. Ölen paydaşın mirasçılarının davaya dahil edilmesi için veraset ilamı sunulması gerekir.
Davalı: Kime Karşı Açılır?
Dava, tüm diğer paydaşlara karşı açılır. Taraf teşkili tam olmalıdır; bir paydaşın dışarıda bırakılması, dava şartı eksikliği oluşturur ve davanın usulden reddine yol açabilir. Yargıtay, taraf teşkilinin eksiksizliğini kamu düzenine ilişkin bir mesele olarak değerlendirmekte ve bu konuda son derece titiz bir tutum sergilemektedir.
⚠️ Kritik Nokta: Dava açılmadan önce tapu kütüğündeki tüm hak sahiplerinin —üzerinde ipotek, haciz veya sınırlı ayni hak bulunan kişiler dahil— tespit edilmesi ve ilgililerin davaya katılması sağlanmalıdır.
4. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme: Taşınmazın değerine veya niteliğine bakılmaksızın her zaman Sulh Hukuk Mahkemesi'dir (HMK m.4). Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava, görevsizlik kararıyla sonuçlanır.
Yetkili mahkeme: Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir (HMK m.12). Bu yetki kesin yetki niteliğinde olup taraflarca değiştirilemez. Birden fazla ilde taşınmazı bulunan paydaşlar için her taşınmaz yönünden ayrı mahkemede dava açılması gerekebilir; ancak bağlantı varsa birleştirme talep edilebilir.
Yargılama usulü: Dava basit yargılama usulüne tabidir. Bu usulde dilekçe teatisi aşamaları sınırlı tutulmuş, yargılama daha hızlı sonuçlandırılabilecek şekilde tasarlanmıştır. Bununla birlikte keşif, bilirkişi incelemesi ve satış süreci göz önünde bulundurulduğunda davalar uygulamada ortalama bir ila iki yıl sürmektedir.
5. Zorunlu Arabuluculuk Şartı (7445 Sayılı Kanun)
1 Eylül 2023 tarihinden itibaren ortaklığın giderilmesi davaları zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır. 5 Nisan 2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/B maddesi uyarınca, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartı haline gelmiştir.
Bu düzenlemenin pratik sonuçları şunlardır:
Arabuluculuk başvurusu yapılmadan açılan her izale-i şuyu davası, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddedilir.
Arabuluculuk sürecinin anlaşmayla ya da anlaşamama tutanağıyla sona erdirilmesi gerekmektedir.
Dava dilekçesine, arabuluculuk son tutanağının eklenmesi zorunludur.
Arabuluculuk aşamasında taraflar anlaşırsa, mahkeme sürecine hiç gerek kalmaz; noterde veya arabuluculuk bürosunda düzenlenecek anlaşma belgesi kesin hüküm niteliği taşır.
✅ Pratik Not: Arabuluculuk aşaması çoğu zaman "formalite" olarak algılanmaktadır. Oysa özellikle az sayıda mirasçının bulunduğu, tarafların birbirinden haberdar olduğu ve ekonomik açıdan makul bir uzlaşının mümkün olduğu durumlarda arabuluculuk, hem zaman hem masraf açısından mahkeme sürecinden çok daha avantajlıdır.
6. Davanın İki Sonucu: Aynen Taksim ve Satış Yoluyla Taksim
Ortaklığın giderilmesi davası iki farklı biçimde sonuçlanabilir. Mahkeme hangi yolun uygulanacağına önce bilirkişi incelemesi, ardından tarafların talepleri çerçevesinde karar verir.
Aynen Taksim (Malın Fiziksel Olarak Bölünmesi)
Malın önemli bir değer kaybına uğramadan fiziksel olarak paydaşlar arasında bölünmesidir. Örneğin iki eşit parsele bölünebilen bir arsa ya da bağımsız bölüm sayısı paydaş sayısına denk gelen bir apartman, aynen taksime elverişli kabul edilebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 699. maddesi uyarınca, mahkeme taraflardan en az birinin talebi halinde öncelikle aynen taksim imkânını araştırmak zorundadır. Bu araştırma, keşif ve bilirkişi incelemesiyle yapılır.
Uygulamada aynen taksim kararı oldukça nadirdir. Bunun başlıca nedenleri şunlardır:
Binaların bağımsız bölüm sayısı ile paydaş sayısının uyuşmaması
İmar mevzuatının bölünmeye izin vermemesi (minimum parsel büyüklüğü kuralları)
Bölünecek parçaların eşit nitelikte ve değerde olmaması
Satış Yoluyla Taksim (Açık Artırma)
Aynen taksimin mümkün olmadığı hallerde mahkeme, taşınmazın açık artırma yoluyla satılmasına ve elde edilen bedelin paydaşlara hisseleri oranında dağıtılmasına hükmeder (TMK m.699/3).
Satış, kural olarak umuma açık artırma biçiminde gerçekleştirilir; yani herhangi bir kişi ihaleye katılabilir. Tüm paydaşların rızasının bulunduğu hallerde satışın sadece paydaşlar arasında yapılmasına karar verilebilir.
7. Satış Süreci: Nasıl Gerçekleşir?
Satış kararının kesinleşmesinin ardından yargılama aşaması sona erer ve infaz süreci başlar. Bu süreç şu şekilde işler:
Satış Memurluğu'na Başvuru Kesinleşen karar, dosyanın satış memurluğuna gönderilmesiyle icra aşamasına taşınır. İcra dairesi ya da satış memurluğu, satış sürecini yürütür.
Kıymet Takdiri Taşınmazın güncel piyasa değeri, mahkemece atanan bilirkişi tarafından tespit edilir. Bu değer, satışın başlangıç bedelini belirler.
Artırma Şartnamesi ve İlan Satış memuru artırma şartnamesi düzenler; satış ilanı tüm paydaşlara, ipotek ve haciz alacaklılarına ve irtifak hakkı sahiplerine ayrı ayrı tebliğ edilir. Bunun yanı sıra satış gazetede ya da elektronik ortamda ilan edilir.
İhale İhale herkese açıktır. En yüksek teklifi veren kişi —paydaş olsun ya da olmasın— taşınmazı satın alabilir. Paydaşlar da ihaleye katılabilir ve taşınmazı tamamını satın alabilirler.
Bedelin Dağıtımı İhale bedelinden harçlar ve masraflar düşüldükten sonra kalan miktar, paydaşlara hisse oranlarında dağıtılır.
ℹ️ Önemli: Önalım Hakkı Kullanılamaz TMK m.732 uyarınca cebri artırmayla yapılan satışlarda önalım (şufa) hakkı kullanılamaz. Dolayısıyla izale-i şuyu satışında ihaleyi kim kazanırsa kazansın, diğer paydaşlar "ben öncelikli alım hakkımı kullanacağım" diyerek bu kişinin mülkiyet hakkına itiraz edemez. Bu ilke Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin E.2016/9854, K.2017/1236 sayılı kararında da açıkça teyit edilmiştir.
8. Muhdesat Sorunu: Üzerine Bina Yapılmış Taşınmazlar
Uygulamada en sık karşılaşılan ve davayı en çok geciktiren sorunlardan biri muhdesat meselesidir. Muhdesat; taşınmaz üzerine sonradan yapılan bina, ağaç, çit, duvar gibi yapıları ifade eder.
Türk Medeni Kanunu'nun 619. maddesi uyarınca muhdesatlar, arsa ile birlikte bütünleyici parça (mütemmim cüz) sayılır ve kural olarak arsa ile birlikte satılır. Ancak muhdesatın yalnızca bir kısım paydaşa ait olduğu durumlarda ciddi bir hak kayıpları riski doğar: O yapıyı kendi parasıyla inşa eden paydaş, bedelini almadan satışa katlanmak zorunda kalabilir.
Bu sorunu çözmek için şu yollar izlenebilir:
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Muhdesatın kime ait olduğu konusunda paydaşlar arasında uyuşmazlık varsa, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılmalıdır. Ortaklığın giderilmesi davası bu dava sonuçlanana kadar bekletici mesele yapılır. Tespit kararının ardından satış bedelinin dağıtımında muhdesatı yapan paydaşın alacağı özel olarak belirlenir.
Tapuya Şerh Muhdesatın belirli paydaşlara ait olduğunun tapuya şerh edilmesi, satış bedelinin dağıtımında bu kişilerin hakkını güvence altına alır.
⚠️ Pratik Uyarı: Taşınmaz üzerine bina inşa ederken paydaşlık durumunuzu bilmiyorsanız ya da diğer paydaşların rızasını almadan yapı yaptıysanız, ileride açılacak bir izale-i şuyu davasında ciddi hak kayıplarıyla karşılaşabilirsiniz. Bu riski en aza indirmek için yapım öncesinde hukuki danışmanlık alınması önerilir.
9. Önalım (Şufa) Hakkı ve İzale-i Şuyu İlişkisi
Paylı mülkiyette bir paydaşın kendi payını üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlar yasal önalım (şufa) hakkını kullanarak bu payı aynı koşullarla satın alabilir (TMK m.732–734). Bu hak, yabancı kişilerin ortaklık yapısına dahil olmasını önlemeye yönelik bir koruma mekanizmasıdır.
25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile TMK m.733–734 kapsamında iki önemli değişiklik yapılmıştır:
Rayiç bedel esası: Önalım davasında artık tapuda gösterilen bedel değil, taşınmazın rayiç (gerçek piyasa) değeri esas alınmaktadır. Bu değişiklik, "ucuz bedelle tapuya geçirip önalım hakkından kurtulma" stratejisinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
Süre kısaltması: Önalım hakkının kullanım süreleri kısaltılmıştır. Satışın noter aracılığıyla bildirildiği tarihten itibaren üç ay; her halükârda satış tarihinden itibaren artık iki yıl yerine bir yıl içinde dava açılması gerekmektedir. Bu bir yıllık süre hak düşürücüdür.
İzale-i şuyu ile ilişkisi: İzale-i şuyu satışları cebri artırma niteliği taşıdığından önalım hakkına konu olamaz (TMK m.733/1). Bir paydaşın rızai olarak kendi payını üçüncü kişiye satması ise önalım hakkını doğurur ve bu satışa karşı dava açılabilir.
10. Yargılama Giderleri ve Harçlar
İzale-i şuyu davasında yargılama giderleri, kazanan ya da kaybeden taraf esasına göre değil, paydaşların hisse oranları esas alınarak tüm taraflara yükletilir. Davayı açan taraf başlangıçta harcı ödemek durumunda olsa da bu masraflar sonunda paylaştırılır.
Nispi harç oranları şöyledir:
Satış yoluyla taksim kararında: Taşınmazın satış bedelinden bir ortağın payına düşen miktarın binde 11,38'i oranında nispi karar ve ilam harcı alınır.
Aynen taksim kararında: Taşınmazın değerinin binde 4,55'i oranında nispi karar ve ilam harcı uygulanır.
Bunlara ek olarak bilirkişi ücreti, keşif masrafları, satış ilanı bedeli, satış memurluğu giderleri ve avukatlık ücreti de hesaba katılmalıdır. Özellikle kentsel taşınmazlar söz konusu olduğunda bu masrafların bütünü önemli miktarlara ulaşabilir.
11. Davayı Engelleyen veya Durduran Haller
Her paydaşın dava açma hakkı kural olarak geniş tutulmuş olmakla birlikte, belirli durumlarda dava açılamaz ya da süreç durdurulabilir:
Uygun olmayan zaman (TMK m.698): Paylaşmanın paydaşlardan birinin çıkarlarına açıkça zarar verecek bir zamanda istenmesi, dürüstlük kuralına aykırı sayılabilir. Mahkeme bu gerekçeyle davayı belirli bir süre erteleyebilir; ancak bu erteleme hakkı istisnai nitelik taşır ve kolayca kabul görmez.
Sözleşmeden doğan erteleme: Paydaşlar aralarında anlaşarak ortaklığın en fazla on yıl süreyle giderilmemesini kararlaştırabilir. Bu sözleşme tapu kütüğüne şerh verilmesi halinde sonraki alıcıları da bağlar (TMK m.698/2).
Muhdesatın aidiyeti uyuşmazlığı: Taşınmaz üzerindeki yapının kime ait olduğu tartışmalıysa, tespit davası sonuçlanana kadar izale-i şuyu davası bekletilebilir.
Tapu iptali davasının bekletici mesele yapılması: Taşınmazın mülkiyetiyle ilgili ayrı bir tapu iptali davası sürmekteyse, bu davanın sonucu bekletici mesele yapılabilir (HMK m.165/1).
Arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi: Zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmadan açılan dava usulden reddedilir.
12. Adım Adım Yol Haritası
Adım 1 — Tapu kaydını ve paydaş listesini çıkarın Taşınmazın tapu kütüğündeki güncel durumu, tüm paydaşların isimleri, pay oranları ve varsa ipotek veya haciz şerhleri tespit edilmelidir. Tapu sicil müdürlüğünden resmi tapu kaydı örneği alınabilir.
Adım 2 — Zorunlu arabuluculuğa başvurun Dava öncesi arabuluculuk başvurusunu tamamlayın. Paydaşlarla uzlaşı sağlanırsa masrafsız ve hızlı çözüme ulaşılır. Anlaşma sağlanamazsa son tutanağı saklayın; dava dilekçesine eklenecektir.
Adım 3 — Gayrimenkul hukuku alanında uzman bir avukata başvurun Taraf teşkili, muhdesat sorunları, uygun yargılama stratejisi ve bilirkişi aşaması teknik bilgi gerektirir. Özellikle çok sayıda paydaşın bulunduğu ya da üzerinde yapı olan taşınmazlarda uzman avukat desteği belirleyicidir.
Adım 4 — Dava dilekçesini hazırlayın ve davayı açın Arabuluculuk son tutanağı, tapu kaydı, varsa veraset ilamı ve diğer belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinde dava açılır. Aynen taksim imkânı varsa dilekçede bu talebe yer vermek stratejik açıdan önemlidir.
Adım 5 — Keşif ve bilirkişi aşamasını takip edin Mahkeme, taşınmaz başında keşif yapılmasına ve bilirkişi incelemesine karar verecektir. Bilirkişi; aynen taksimin mümkün olup olmadığını, değeri ve muhdesatın durumunu belirleyecektir. Bilirkişi raporuna itiraz hakkınızı saklı tutun.
Adım 6 — Satış aşamasını aktif biçimde takip edin Satış kararı kesinleştikten sonra satış memurluğu sürecini avukatınızla birlikte izleyin. İhaleye kendiniz de katılabilirsiniz. Satış bedelinin dağıtımında hak kaybı yaşanmaması için dosyanın infaz aşamasını da dikkatle takip etmek gerekir.
13. Sık Sorulan Sorular
Bir taşınmazda yüzde beş hissem var. Tek başıma dava açabilir miyim? Evet. Türk Medeni Kanunu'nun 698. maddesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihadı uyarınca hisse oranı ne olursa olsun her paydaş, diğer paydaşların rızasına gerek duymaksızın tek başına ortaklığın giderilmesi davası açabilir.
Diğer paydaşlar davaya karşı çıkabilir mi? Evet, karşı çıkabilirler; ancak bu itiraz davayı sonlandırmaz. Paydaşlar, aynen taksim talep edebilir ya da uygun olmayan zamanda dava açıldığını öne sürebilirler. Bununla birlikte Yargıtay bu itirazları dar yorumlamaktadır ve kural olarak dava sonuçlanmaktadır.
Mahkeme her zaman satış kararı mı verir? Hayır. Mahkeme öncelikle aynen taksim imkânını araştırır. Ancak uygulamada binaların bağımsız bölüm sayısının paydaş sayısına uymaması ve imar kısıtlamaları gibi nedenlerle aynen taksim çoğu zaman mümkün olmamakta ve satış kararı verilmektedir.
Taşınmaz üzerine kendi param ile ev yaptım. Dava açılırsa hakkım kaybolur mu? Kaybedebilirsiniz; ancak önlem alırsanız hakkınızı korumak mümkündür. Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasını açarak katkınızın belgenlenmesi ve tapuya şerh düşürülmesi, satış bedelinin dağıtımında payınızın korunmasını sağlar. Bu adımı atmadan dava başlarsa hak kaybıyla karşılaşabilirsiniz.
Dava açılmadan önce arabuluculuğa gitmek zorunda mıyım? Evet. 7445 sayılı Kanun uyarınca 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren arabuluculuk başvurusu yasal bir zorunluluktur. Arabuluculuk son tutanağı olmadan açılan dava usulden reddedilir.
Ortaklığın giderilmesi davası ne kadar sürer? Dava süresi; taraf sayısına, muhdesat uyuşmazlığının varlığına, keşif ve bilirkişi aşamalarının uzunluğuna ve temyiz yoluna başvurulup başvurulmadığına göre değişmektedir. Uygulamada ortalama bir ila iki yıl olarak gerçekleşmektedir. Satış ve infaz aşaması bu sürenin dışındadır; ayrıca birkaç ay ila bir yıl ek süre gerektirebilir.
İhale sonucunda taşınmazı bir yabancı satın alabilir mi? Kural olarak evet; ancak taşınmazın bulunduğu yere ve alıcının uyruk ve statüsüne göre 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesi kapsamındaki yabancı mülkiyet kısıtlamaları değerlendirilmelidir. Belirli sınır bölgelerinde ve askeri yasak bölgelere yakın taşınmazlarda ek kısıtlamalar söz konusu olabilir.
Yasal Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her olayın kendine özgü koşulları bulunmakta olup somut durumunuz için mutlaka alanında uzman bir avukattan hukuki danışmanlık alınması önerilir. Kanun metinleri ve Yargıtay içtihatları yayın tarihinden sonra değişmiş olabilir.

ROTA HUKUK BÜROSU
Bize ulaşın