
Türkiye'de mirasın reddi nasıl yapılır?
Mirasın Reddi (Reddi Miras) Nedir? Şartları, Süreci ve Sık Yapılan Yanılgılar
Kategori: Miras Hukuku Son güncelleme: Mayıs 2026 Okuma süresi: ~13 dakika
Bir yakınınız vefat ettiğinde ardında bıraktığı mirastan pay almak her zaman avantaj değildir. Borçlarla dolu bir tereke, mirasçıları hem hukuki hem mali açıdan ciddi bir yük altına sokabilir. Türk hukuku, bu gerçeği görerek mirasçılara önemli bir hak tanımıştır: mirası reddetme hakkı. Ancak bu hakkın doğru ve zamanında kullanılması, kullanılmaması kadar kritik öneme sahiptir. Bu yazıda mirasın reddini —halk arasında yaygın olan reddi miras ifadesiyle de bilinir— tüm teknik yönleriyle ele alıyor; aynı zamanda uygulamada sıkça karşılaştığımız iki ciddi yanılgıyı da açıkça ortaya koyuyoruz: Mirasın reddi, evlatlıktan reddetmeyle ve nüfustan çıkarmayla hiçbir ilgisi olmayan, tamamen farklı bir hukuki işlemdir.
İçindekiler
Mirasın Reddi Nedir? Hukuki Niteliği ve Dayanağı
Temel Yanılgı: Evlatlıktan Reddetme ve Nüfustan Çıkarmayla Farkı
Gerçek Ret (TMK m.605/1): Nasıl Yapılır, Süresi Nedir?
Reddi Geçersiz Kılan Haller: Ret Hakkını Kaybetmek
Hükmen Ret (TMK m.605/2): Borca Batık Terekede Otomatik Koruma
Ret Sonucunda Miras Kime Geçer?
Tüm Mirasçıların Mirası Reddetmesi: İflas Usulüyle Tasfiye
Mirasın Kötüniyetli Reddi ve Reddin İptali (TMK m.617)
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Adım Adım Yol Haritası
Sık Sorulan Sorular
1. Mirasın Reddi Nedir? Hukuki Niteliği ve Dayanağı
Türk hukukunda miras, miras bırakanın (murisin) ölümüyle birlikte mirasçılara kendiliğinden geçer. Bu geçişin temelinde külli halefiyet ilkesi yatar: mirasçılar, miras bırakanın yalnızca mal ve haklarını değil, tüm borçlarını da devralmış olur. Tapu kaydındaki ev, bankadaki birikim, işyerinin malları —bunların yanı sıra banka kredileri, ticari borçlar, vergi yükümlülükleri ve kefalet borçları da terekenin parçasıdır ve mirasçılara geçer.
İşte bu gerçekliğe karşı Türk Medeni Kanunu'nun 605–618. maddeleri, mirasçılara temel bir savunma hakkı tanır: mirası reddetme hakkı. Mirası reddeden mirasçı, miras bırakanın hem mal varlığından hem de borçlarından tamamen çekilmiş olur; sanki miras bırakan hayattayken kendisi ölmüş gibi değerlendirilir.
Mirasın reddinin iki biçimi vardır:
Gerçek ret (TMK m.605/1): Mirasçının kendi iradesiyle, belirli süre içinde mahkemeye başvurarak açıkça mirası reddetmesidir.
Hükmen ret (TMK m.605/2): Miras bırakanın ölüm anında ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, mirasın kanun gereği reddedilmiş sayılmasıdır.
⚠️ Kritik Kural: Mirası reddetmek, yalnızca borçları reddetmek anlamına gelmez. Ret; miras bırakanın aktifi ve pasifiyle birlikte tüm terekenin reddedilmesidir. "Evi alırım borçları almam" şeklinde kısmi bir ret mümkün değildir; ret kayıtsız ve şartsız olmak zorundadır.
2. Temel Yanılgı: Evlatlıktan Reddetme ve Nüfustan Çıkarmayla Farkı
Bu bölüm ayrı bir dikkat gerektiriyor; zira büromuza ulaşan soruların önemli bir bölümünde bu kavramlar birbiriyle karıştırılmaktadır. Açık ve net biçimde ifade edelim:
"Evlatlıktan Reddetme" ile Mirasın Reddi Aynı Şey Değildir
"Evlatlıktan reddetme" halk arasında yaygın biçimde kullanılan, filmlerden ve dizilerden aşina olduğumuz bir kavramdır. Ancak Türk hukukunda "evlatlıktan reddetme" adıyla bağımsız bir kurum yoktur.
Mirasın reddinde karar veren kişi mirasçının kendisidir: "Ben bu mirası almak istemiyorum" diye sulh hukuk mahkemesine başvurur. Yani ret iradesi, mirası bırakan kişiden değil, mirası devralacak olan kişiden gelir.
Halk arasında "evlatlıktan reddetme" olarak bilinen şeyin hukuktaki gerçek karşılığı ise TMK m.510–513 kapsamında düzenlenen mirasçılıktan çıkarma (ıskat) işlemidir. Burada karar veren kişi miras bırakandır: "Şu mirasçımı mirastan mahrum bırakmak istiyorum" diyerek vasiyetname veya miras sözleşmesiyle bu tasarrufu yapar. Bu işlemin de kanunda sayılan ağır sebeplere dayanması zorunludur (miras bırakana veya yakınlarına ağır suç işlenmesi ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde ihlal edilmesi — TMK m.510).
Özetle:
Mirasın Reddi | Mirasçılıktan Çıkarma | |
|---|---|---|
Karar veren kim? | Mirasçının kendisi | Miras bırakan (muris) |
Ne zaman yapılır? | Miras bırakanın ölümünden sonra | Miras bırakanın sağlığında, ölüme bağlı tasarrufla |
Nasıl yapılır? | Sulh hukuk mahkemesine başvuru | Vasiyetname veya miras sözleşmesi |
Neden yapılır? | Borçlu terekenin yükünden kurtulmak için | Kanundaki ağır sebeplerin varlığı halinde |
Yasal sınır var mı? | Herhangi bir gerekçe aranmaz | Yalnızca TMK m.510'daki iki sebep geçerlidir |
"Nüfustan Çıkarma" ile Mirasın Reddi Aynı Şey Değildir
Bir diğer yaygın yanılgı şudur: "Mirası reddedince nüfus kaydı değişir" ya da "evladımı nüfustan silerim." Bu tamamen yanlış bir inanıştır.
Mirasın reddi, nüfus kaydı üzerinde hiçbir etki doğurmaz. Mirası reddeden bir çocuk, ebeveyninin nüfus kaydından çıkmaz; ebeveyn ile arasındaki soybağı ilişkisi ortadan kalkmaz. Aynı şekilde mirasçılıktan çıkarma işlemi de nüfus kaydında herhangi bir değişikliğe yol açmaz.
Türk hukukunda bir anne ya da babanın çocuğunu nüfusundan "sildirmesi" mümkün değildir. Nüfus kaydındaki soybağı, yalnızca soybağına ilişkin özel hukuk davaları (babalık reddi, soybağının reddi gibi) çerçevesinde ve mahkeme kararıyla değiştirilebilir; bu davaların mirasın reddediyle ya da mirasçılıktan çıkarmayla herhangi bir bağlantısı yoktur.
"Mirasın reddi, bir mülkiyet ve borç meselesidir. Aile bağını, soybağını ya da nüfus kaydını etkilemez. Reddeden mirasçı, miras bırakanın hukuki mirasçısı olmaktan çıkar; ama onun çocuğu, torunu ya da eşi olmaktan çıkmaz."
3. Gerçek Ret (TMK m.605/1): Nasıl Yapılır, Süresi Nedir?
Gerçek ret, mirasçının iradesiyle, sulh hukuk mahkemesine sözlü ya da yazılı beyanla yaptığı, mirası kayıtsız ve şartsız reddeden hukuki işlemdir.
Süre: 3 Aylık Hak Düşürücü Süre
Gerçek ret için tanınan süre, miras bırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten itibaren üç aydır (TMK m.606). Bu sürenin özelliği son derece önemlidir: Zamanaşımı değil, hak düşürücü niteliktedir. Süre dolduğunda ret hakkı tamamen sona erer; mahkemeden uzatma talep edilemez, mazeret ileri sürülemez.
Atanmış mirasçılar için süre biraz farklı işler: Vasiyetnamenin kendilerine resmi olarak bildirildiği tarihten itibaren üç ay başlar.
Tek istisna, TMK m.615 kapsamında önemli sebeplerin varlığı halinde hâkimin süreyi uzatabilmesidir. Ancak bu uygulama istisnai nitelik taşır ve Yargıtay bu konuda dar bir yorum benimsemektedir.
Süresi içinde ret beyanında bulunmayan mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş sayılır (TMK m.610/1). Bu sonuç, miras bırakanın tüm borçlarını devralmak anlamına gelir.
Başvuru: Nereye, Nasıl?
Ret beyanı, miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yazılı veya sözlü olarak yapılır. Sözlü beyan, sulh hâkimi tarafından tutanakla tespit edilir. Yazılı dilekçeyle de başvurulabilir.
Ret beyanının şu özelliği taşıması zorunludur: kayıtsız ve şartsız olmak. "Evini alıyorum ama borçlarını almıyorum" ya da "altı ay sonra karar vereceğim" gibi şartlı beyanlar geçersizdir.
Sulh hâkimi, ret beyanını özel kütüğe kaydeder ve talep eden mirasçıya reddi gösteren belge verir. Hâkimin bu aşamada yapacağı inceleme sınırlıdır: Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre hâkim yalnızca ret beyanının süresi içinde yapılıp yapılmadığını ve ret edenin mirasçılık sıfatına sahip olup olmadığını inceler; terekenin borca batık olup olmadığını ya da mirasçının tereke işlemlerine karışıp karışmadığını bu aşamada değerlendirmez (Yargıtay 14. HD, E.2016/403, K.2018/5821).
Bu dava hasımsız açılabilir; yani ret beyanı herhangi bir kişiye karşı yöneltilmeksizin yapılır.
Gerekli Belgeler
Miras bırakanın ölüm belgesi
Veraset ilamı veya nüfus kayıt örneği (mirasçılık sıfatını gösteren belge)
Sözlü başvuruda kimlik belgesi yeterlidir
4. Reddi Geçersiz Kılan Haller: Ret Hakkını Kaybetmek
Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesi, bazı hallerde ret hakkının kullanılamayacağını açıkça düzenlemiştir. Bu haller son derece önemlidir; zira bunları bilmeden yapılan işlemler mirasçının ret hakkını kalıcı biçimde ortadan kaldırabilir.
Aşağıdaki durumlarda mirasçı artık mirası reddedemez:
Ret süresi dolmadan, mirasçı sıfatıyla tereke işlemlerine karışmak (örneğin mirasçı olarak bankaya gidip hesap açtırmak, taşınmazı üzerine tescil ettirmek)
Terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan işler yapmak (fatura ödeme, cenaze giderleri gibi olağan işlemler ret hakkını ortadan kaldırmaz)
Miras bırakanın işlerinin zorunlu yürütülmesi için gerekli olanın ötesine geçmek
Tereke mallarını gizlemek veya kendisine mal etmek
✅ Pratik Tavsiye: Miras bırakanın vefatının ardından henüz ret kararı vermemişseniz, herhangi bir tereke işlemine mirasçı sıfatıyla dahil olmaktan kaçının. Cenaze giderleri, fatura ödemeleri ve acil güvenlik tedbirleri gibi zorunlu işlemler ret hakkını etkilemez; ancak banka hesabı açmak, taşınmazı tapuda tescil ettirmek ya da tereke mallarını kullanmak bu hakkı sona erdirebilir.
Ayrıca zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerin dolmasını engellemek amacıyla dava açmak ve cebri icra takibi başlatmak, ret hakkını ortadan kaldırmaz (TMK m.610/3).
5. Hükmen Ret (TMK m.605/2): Borca Batık Terekede Otomatik Koruma
Türk Medeni Kanunu'nun 605/2. maddesi, mirasçılar için önemli bir güvence mekanizması öngörür:
"Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır."
Bu hükme göre miras bırakanın ölüm anında borçlarını ödeyemez durumda olması halinde, miras kanun gereği reddedilmiş sayılır. Mirasçıların bu sonucu elde etmek için üç aylık süre içinde sulh hukuk mahkemesine başvurmasına gerek yoktur.
"Aciz Açıkça Belli" ve "Resmen Tespit Edilmiş" Kavramları
Yargıtay'ın benimsediği yoruma göre:
Açıkça belli olma: Miras bırakanın ödemeden aczinin en azından kendi çevresince biliniyor olmasıdır. Hakkında icra takibi başlatılmış, borçları ödeyemez hale geldiği tanıklarca biliniyorsa bu koşul sağlanmış sayılabilir.
Resmen tespit edilmiş olma: Miras bırakan hakkında icra dairesi tarafından aciz vesikası düzenlenmiş olmasıdır.
Hükmen Ret Bir Karinedir
Hükmen ret, üç aylık süreyle sınırlı değildir; herhangi bir zamanda ileri sürülebilir. Mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davasıyla terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilirler. Ayrıca kendilerine karşı açılan icra takiplerinde def'i olarak da hükmen reti her zaman ileri sürebilirler (Yargıtay 17. HD, E.2019/6323, K.2020/8318).
Hükmen ret davasında alacaklılar davalı olarak gösterilir; terekenin aktif ve pasifi bilirkişi aracılığıyla belirlenir; sonuca göre karar verilir.
ℹ️ Hükmen ret davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir; ancak gerçek ret davasından farklı olarak alacaklılara husumet yöneltilerek açılır.
6. Ret Sonucunda Miras Kime Geçer?
Mirasçının mirası reddetmesi halinde miras payının kime intikal edeceği, Türk Medeni Kanunu'nun 611. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Yasal mirasçı mirası reddederse: Miras, miras bırakan o mirasçıdan önce ölmüş gibi değerlendirilerek alt soya ya da diğer mirasçılara geçer (TMK m.611/1). Örneğin miras bırakanın çocuğu mirası reddederse, o çocuğun payı kendi çocuklarına —yani miras bırakanın torunlarına— geçer.
Altsoyun tamamı mirası reddederse: TMK m.613 uyarınca, altsoyun tamamının mirası reddetmesi halinde, miras altsoydan ikinci zümreye geçmez; altsoyun payının tümü eşe geçer ve eş tek başına mirasçı olur.
Atanmış mirasçı mirası reddederse: Aksine bir düzenleme yoksa, reddedilen miras hissesi yasal mirasçılara geçer (TMK m.611/2).
Sonra gelen mirasçı lehine ret (TMK m.614): En yakın yasal mirasçıların tamamı, kendilerinden sonra gelen mirasçılar lehine mirası reddedebilir. Bu durumda sulh mahkemesi, bir alt derecedeki mirasçıları bir aylık süre tanıyarak kabul ya da red için davet eder. Bu süreyi susarak geçirmek, reddetmek anlamına gelir.
7. Tüm Mirasçıların Mirası Reddetmesi: İflas Usulüyle Tasfiye
En yakın yasal mirasçıların tamamının mirası reddetmesi halinde, tereke sulh hâkimi tarafından iflas hükümlerine göre tasfiye edilir (TMK m.612). Bu tasfiye sonucunda miras bırakanın borçları ödenir; artan bir değer kalırsa —mirası reddeden en yakın mirasçılara dağıtılır.
Bu önemli bir istisnai sonuçtur: Mirasçılar mirası reddetmiş olsa da tasfiyeden artakalan değer, sanki reddetmemişler gibi kendilerine verilir. Dolayısıyla borca batık görünen bir terekenin tasfiyesinden sonra beklenmedik bir artı değer çıkması halinde mirasçılar bu değerden yararlanabilirler.
8. Mirasın Kötüniyetli Reddi ve Reddin İptali (TMK m.617)
Mirasın reddi hakkı geniş bir özgürlük tanısa da kötüye kullanılması halinde bir yaptırıma bağlanmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 617. maddesi şu güvenceyi öngörür:
"Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler."
Kötüniyetli ret şu tabloda karşımıza çıkar: Borçlu olan mirasçı, kendi alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla mirası reddeder. Böylece mirası almamış, alacaklıları da o mirasa ulaşamamış olur. Kanun bu durumu alacaklıların aleyhine görmekte ve reddin iptaline imkân tanımaktadır.
Reddin iptali davasında dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:
Süre: Ret tarihinden itibaren altı ay içinde dava açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür.
Şart: Davanın açılabilmesi için mirasçının malvarlığının borcunu karşılamaya yetmemesi ve alacaklılara yeterli güvencenin verilmemiş olması gerekmektedir.
Sonuç: Reddin iptali kararıyla birlikte mirasın resmi tasfiyesi hükümleri uygulanır; alacaklılar, mirasçıya geçmesi gereken miras payından alacaklarını alabilir.
⚠️ Pratik Uyarı: Borçlu bir mirasçının, kendi alacaklılarından kaçınmak amacıyla mirası reddetmesi bu yaptırımla karşılaşabilir. Mirası reddetmek her zaman sorunsuz bir çıkış yolu değildir; bu işlemin alacaklılara etkisi mutlaka değerlendirilmelidir.
9. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Gerçek ret: Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme, miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Bu dava hasımsız açılır; dava değeri belirtme zorunluluğu yoktur.
Hükmen ret: Yine sulh hukuk mahkemesi görevlidir; ancak bu dava alacaklılara karşı açılır. Görevli mahkeme konusunda yerleşik Yargıtay uygulaması sulh hukuk mahkemesinden yanadır (Yargıtay 20. HD, E.2016/3386, K.2016/5323).
Reddin iptali: Görece karmaşık bir dava türü olup yetki ve usul kuralları somut olaya göre değerlendirilerek belirlenir; bu dava için uzman avukat desteği alınması zorunludur.
10. Adım Adım Yol Haritası
Adım 1 — Terekenin durumunu değerlendirin Miras bırakanın vefatından hemen sonra, aktif ve pasif varlıklar hakkında bir ön değerlendirme yapın. Banka borçları, kredi kartı borçları, vergi yükümlülükleri, ticari borçlar ve kefalet sorumlulukları öğrenilmelidir. Tereke aktifinden fazla pasif varsa ret değerlendirmeye alınmalıdır.
Adım 2 — Üç aylık süreyi takip edin Miras bırakanın ölümünü öğrendiğiniz tarihten itibaren süre işlemeye başlar. Bu tarihi belgeleyin. Süre hak düşürücüdür; uzatılması istisnai olup kolay değildir.
Adım 3 — Tereke işlemlerine karışmaktan kaçının Ret kararı henüz verilmemişken mirasçı sıfatıyla herhangi bir tereke işlemine dahil olmayın. Zorunlu acil işlemler (cenaze giderleri, acil bakım masrafları) ret hakkını etkilemez; ancak sınırı iyi çizin.
Adım 4 — Uzman bir avukattan görüş alın Özellikle borca batık terekelerde, hükmen ret ya da gerçek ret yolunun hangisinin daha avantajlı olduğu, terekenin alacaklı yapısı, reddin vergi ve icra süreçlerine etkisi gibi konular teknik değerlendirme gerektirir. Üç aylık süre içinde bu görüşmeyi tamamlayın.
Adım 5 — Sulh hukuk mahkemesine başvurun Miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yazılı dilekçe ya da sözlü beyanla başvurun. Ölüm belgesi ve mirasçılık belgesini hazırlayın. Ret beyanı kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
Adım 6 — Reddi gösteren belgeyi saklayın Mahkeme, talep halinde reddi gösteren belge düzenler. Bu belgeyi özenle saklayın; ilerleyen süreçte alacaklılar ya da icra daireleri tarafından talep edilebilir.
11. Sık Sorulan Sorular
Mirası reddedersem çocuklarım da hak kaybeder mi? Bir mirasçı mirası reddederse, o kişinin miras payı —miras bırakan kendisinden önce ölmüş gibi değerlendirilerek— alt soyuna, yani reddeden mirasçının çocuklarına geçer (TMK m.611/1). Çocuklarınızın da mirası reddetmesini istiyorsanız, onların da ayrıca sulh hukuk mahkemesine başvurması gerekir.
Miras bırakanın öğrenilmesinden üç ay geçti. Artık ne yapabilirim? Gerçek ret için üç aylık hak düşürücü süre geçtiyse, gerçek ret yolu kapanmıştır. Ancak terekenin borca batık olduğunu —yani miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli ya da resmen tespit edilmiş olduğunu— ispat edebiliyorsanız, hükmen ret yoluna başvurabilirsiniz. Hükmen ret herhangi bir süreyle sınırlı değildir.
Mirası reddetmek vergiden muaf mıdır? Mirasın reddi halinde mirasçı, söz konusu terekenin mirasçısı sayılmaz; dolayısıyla reddedilen miras için veraset ve intikal vergisi yükümlülüğü doğmaz. Bununla birlikte somut vergi durumunuz için vergi danışmanınızdan görüş almanız önerilir.
Yurt dışında yaşıyorum. Türkiye'de mirası nasıl reddederim? Türkiye'de bulunma zorunluluğunuz yoktur. Türk noterliğinde ya da bulunduğunuz ülkedeki Türk konsolosluğunda düzenleyeceğiniz vekâletname ile Türkiye'deki bir avukat aracılığıyla sulh hukuk mahkemesine başvurabilirsiniz. Üç aylık sürenin dolmamış olmasına dikkat edin.
Mirası reddettim; miras bırakanın alacaklıları hâlâ benden para istiyor. Ne yapmalıyım? Ret beyanınızı gösteren belgeyi (sulh mahkemesinin kayıt belgesi) alacaklılara veya icra dairesine ibraz edin. Gerekirse itiraz yollarına başvurun. Ret beyanının usulüne uygun yapılmış olması, alacaklıların size başvurmasının önünde hukuki bir engel oluşturur.
"Evlatlıktan reddettim" diyorum ama çocuğum mirasa ortak olacak mı? Hukuki yanıt şudur: "Evlatlıktan reddetme" adıyla Türk hukukunda bir işlem yoktur. Eğer bir vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle mirasçılıktan çıkarma (ıskat) işlemi yapmadıysanız, çocuğunuz yasal mirasçı olmaya devam eder. Mirasçılıktan çıkarma, ancak TMK m.510'da sayılan iki ağır sebepten birinin varlığı halinde ve ölüme bağlı tasarrufla gerçekleştirilebilir. Bu konuda mutlaka bir avukattan destek almanız önerilir.
Yasal Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her olayın kendine özgü koşulları bulunmakta olup somut durumunuz için mutlaka alanında uzman bir avukattan hukuki danışmanlık alınması önerilir. Kanun metinleri ve Yargıtay içtihatları yayın tarihinden sonra değişmiş olabilir.
ETİKETLER: mirasın reddi, reddi miras, gerçek ret, hükmen ret, TMK 605, TMK 617, mirasın kötü niyetli reddi, mirasın iptali, sulh hukuk mahkemesi, evlatlıktan reddetme farkı, nüfustan çıkarma
KATEGORİ: Miras Hukuku

ROTA HUKUK BÜROSU
Bize ulaşın